11 Eylül 2015 Cuma

Şu "An"ımda Rachmaninoff (At That Time Rachmaninoff)

Klasik müzikten pek anlamam açıkçası...

Söze böyle başlamam sizi korkutmasın. Her zaman şuna inanırım. Bazen bir işin uzmanı olsanız da dışarıdan bakan yabancı bir göz, bu işi daha farklı görebilir.
Özellikle sanat için, sanatla ilgilenmemiş kimseler sanat eserine baktığında çok derin anlamlar yakalayabilir, içlerinde derin duygular hissedebilir.

Son bir kaç gündür kendimde yaşadıklarım da tam olarak bu. Klasik müzikten anlamayan, büyük ilgisi olmayan ben, Rachmaninoff dinlemeden edemiyorum.
Eserlerinde bir keskinlik, sertlik ama aynı zamanda bir yoğunluk, yumuşaklık var. Tarif etmesi zor...

Hani bir fırtına çıkmış ve kısa sürmüş çok hasar vermemiş ama büyük endişe yaratmış da, ardından insanlar yavaş yavaş ortaya çıkıyormuş gibi.
Umutsuzluk ve umut, şaşkınlık ve heyecan, mutluluk ve hüzün bir arada...

Özellikle aşağıda paylaştığım eseri sanki;
Dıştan sert, öfkeli, agrasif, aceleci, kontrolcü, güvensiz ama tanıdıkça yumuşak, hassas, şevkatli sevecen, sevgiye muhtaç ve tutku dolu biri gibi...
Ben gibi...

Teşekkürler Rachmaninoff...

Kendimi biraz da olsa anlayabileceğim bir eser hediye ettiğin için...



I don’t know a lot of thing about “Classical Music”.

I believe that even if you are a expert on a work, a foreign eyes as a outsider looking in can see different sides of this work.
Especially  for art, the person who didn’t concern any art activities can find out deep meaning or can feel deeply emotions.

Recent days, I also feel something deeply. I who don’t know a lot of thing about classical music or didn’t concern too much until these days, can’t make anything without listening Rachmaninoff.

His opuses have virulence but the same time have lenity. Understanding surely and telling with words is hard.

Like A storm come up and it take a short time, doesn’t damage too much but make worry to people, and after storm people rise to the surface slowly.
All of together; hopelessness and hope, wonder and fear, happiness and sadness…

Especially this opus that I shared;
Like a person who is stiff, agressive, angry, hasty, always want to contol something but then you realize inside of this person. Indeed this person is soft, sensible, compassionate, affectionate, passionate and need to love.
Like me…

Thanks Rachmaninoff…


For give a opus as a gift that provide to me to understand myself.




11 Mayıs 2015 Pazartesi

Şu "An"ımda Köklerimle Toprağa Tutunmalıyım (At That Time I must to hold on the ground with my roots)

Bizler tutunmayı severiz...

Bazen birilerine...
Bazen duygulara...
Bazen hayallerimize...

Şuan kökleri olmadan beslenemeyen bir ağaç gibi hissediyorum kendimi. Besinimi sıkıca tutunduğum toprağımdan alıyorum. Uzun zamandır tutunmayı unutmuştum, Tamamen özgür olmayı düşünmüştüm. Sanki köklerim beni hapsediyormuş, özgürlüğümü engelliyormuş gibi hissetmiştim. Ama şuan fark ediyorum ki aslında köklerim benim daha da özgür olmamı sağlıyormuş. Besinimi onlar sayesinde edinip, o ulaşılmaz görünen gökyüzüne büyüyerek biraz daha yaklaşmamı sağlıyormuş.

Benim köklerim hayallerim...
Benim köklerim duygularım..
Benim köklerim düşüncelerim...


We like hold on somewhere...

Sometimes hold on someone...
Sometimes hold on feelings...
Sometimes hold on our dreams...

Now, I feel myself as a tree can't be fed without roots. I take my foods from the ground that I hold on tightly. I forgot to hold on since long time. I thought being free completely. I feel like my roots incarcerate me and hinder my freedom. But I realize that actually, my roots provide that I have more freedom. I take my foods by my roots and they provide that I can reach to sky which looks like inaccessible by grow up.

My roots includes my dreams...
My roots includes my feelings...
My roots includes my thoughts...


5 Mayıs 2015 Salı

Şu "An"ımda Korkusuzca (At That Time Fearlessly)

Herkesin kalbinin derinliklerinde bir kör nokta vardır...
Mutlaka yaşanmış kötü şeyler bu karanlık, kuytu, rutubetli köşeye sıkıştırılmıştır...
Mümkünse hiç çıkarılmamak için atılmıştır oraya.
Hiç bahsetmemek için sıkıca örteriz üzerini, kaçarız konuşmaktan, duymaktan, hatırlamaktan.
Ama biz sustukça o karanlık koyulaşır.
Biz karanlığın içine girme cesaretini göstermedikçe o karanlık daha da koyulaşır, büyür.

Susmak, içimizde saklamak, hatırlamaktan bahsetmekten kaçınmak sadece bu karanlığı daha da başa çıkılamaz yapar...

Eğer ki cesaretiniz yoksa, yanınızdaki o kişinin elini tutun...
Sıkıca...
Yardım isteyin...
O karanlıkla baş etmek için...
O karanlığa dalıp ışığı açmak için...

Kaçmak yenilmektir...
Yüzleşmek kazanmak...


Everybody has a blind spot inside of oneself...
Certainly, bad things that are lived are compressed in this dark, nook, humid corner...
If its possible, these things are discarded for never come to light...
We draw nigh tightly for never mention. We run away from talk about, listen and remember...
But when we keep quiet, the darkness goes on more dark.
The darkness goes on more dark and more huge, unless we don't dare to go into the darkness.

Keeping quiet, keeping inside, running away from remember and mention are done this darkness that is unruly...

If you dont have the courage, hold person's is near you hand...
Tightly...
Want help from this person...
For overcome from this darkness...
For open the light after dive inside the darknesss...

Running away's meaning is lost...
Standing face to face's meaning is win...

4 Nisan 2015 Cumartesi

Şu "An"ımda Bir İnsanı Hissediyorum (At That Time I Feel A Person)

We see people, we hear people…
We understand heard things, we comment about seen things
What about feeling?...
In fact, we feel people mostly.
I met someone the other day. Subject that is his family and himself was mentioned during talking. His past life was seeming quite tragic. He didn’t talk about everyting with detail, 
But, he talked about one thing that everybody was affected.
We were talking a famous rap singer. Subject that affect us was mentioned, when we asked him if he had liked this rap singer.
His old brother had liked him and he had lived as this rap singer. He had drugged, had worn as, had talked as him. My friend said that his brother hadn’t had a strong personality , so he had affected him too much and he had commited suicide by shooting. When he had commited suicede, he had been listening the favorite song whose this singer. He had bid his life farewell with this song.
The most important part of this tragic story is, when he talked about this story, he was very calm as everything is normal. There is not upset feeling at his voice and there is not nervous feeling at his behaviors.
When we mentioned that affected this story, he said that all of them was in the past, and it was not problem for him.
I had his eye, when he said “ I don’t want you to feel upset for it”…
Just as, at a little bit time, I saw his pain at his eyes. I realized to everything that he lived is hurt deeply him. I saw everything that he said is in the past, actually everything that he is keeping behind his eyes.
When I saw his eyes deeply, his smiling is lost meaning. Colorful lighting that he spread is turned out.
There is pain and cheer in his eyes…
Though everyhing is happened, at his eyes, there is a person that learned smiling, struggles, is exciting, is cheerful, didn’t forget pain which he lived, keeps behind pains or regrets, lives pains and the other feeling inside, breaks out inside…
The eyes that look deeply,are full pained but cheerfull,are friendly, are not haunted.
I heard a human that day…
I saw a human that day…
I felt a human that day…
I am crying two drop now for things that I heard,saw,felt that day.



22 Mart 2015 Pazar

Şu "An"ımda Bir İnsanı Hissediyorum

İnsanları duyarız, görürüz...
Duyduğumuzu anlarız, gördüğümüz hakkında yorum yaparız.
Peki ya hissettiklerimiz...
Aslında en çok insanları hissederiz...
Geçenlerde birisiyle tanıştım. Sohbet arasında kendinden ve ailesinden konu açıldı. Trajik bir geçmişi olmuş gibi duruyordu. Tam olarak her şeyi etraflıca anlatmadı, çok üstünde durmadı.
Ama öyle bir şey anlattı ki herkes derinden etkilendi.
Konuşma esnasında bir rapçiden bahsediyorduk. Kendisine sevip sevmediğini sorduğumuzda konu açıldı.
Abisi bu rapçinin hayranıymış ve onun gibi yaşıyormuş. Değişik maddeler kullanıp, onun tarzında giyiniyor, onun tarzında konuşuyormuş. Arkadaşım abisinin güçlü bir kişiliği olmadığını ve bu nedenle bu rapçiden çok etkilenip kendisini şakağından vurmak suretiyle intihar ettiğini söyledi. İntihar ettiğinde de bu rapçinin en sevdiği şarkının son ses açık olduğunu ve onunla bu hayata veda ettiğini de ekledi.
Buraya kadar trajik hikayenin asıl önemli kısmı, bu hikayeyi anlatırken herhangi bir şey anlatırmışçasına sakin olabilmesiydi. Sesinde titreme, hareketlerinde herhangi bir gerginlik yoktu.
Bizler bundan etkilendiğimizi belirtirken, o bunun geçmişte kaldığını, kendisi için sorun olmadığını söyledi.
Tam da "bunun için üzülmenizi istemem" derken, o an göz göze geldik...
İşte tam o an, o kısacık anda gözlerindeki acıyı gördüm. O anda yaşadığının aslında onu nasıl derinden etkilediğini fark ettim. Aslında geçmişte kaldığını söylediği her şeyin nasıl gözlerinin ardına saklandığını gördüm.
O bakışları gördüğüm o an yüzündeki gülümseme anlamını yitirdi, o saçtığı rengarenk ışıklar söndü birden.
O gözlerde hem acı, hem neşe vardı...
Her şeye rağmen gülümsemeyi öğrenen, mücadele eden, arkadaş canlısı, heyecanlı, neşeli biri ve yaşadığı trajik şeylerin acısını unutmayan, hüznü, belki de pişmanlıklarını saklayan, içinde yaşayan, fırtınaları içinde koparan biri vardı o gözlerde...
Birkaç gündür o derin, hüzünlü, acı dolu ama neşeli, arkadaş canlısı, içten gözler hafızamdan çıkmıyor.
Ben o gün bir insanı duydum...
Ben o gün bir insanı gördüm...
Ben o gün bir insanı hissettim...
Ben şuan duyduklarım, gördüklerim, hissettiklerim için boğazımda bir düğümle iki damla gözyaşı akıtıyorum...


22.03.15   20:14

19 Mart 2015 Perşembe

Şu "An"larımdan Tadımlıklar


  • Aşk olmadıkça bir hikaye nasıl mutlu sonla bitebilir ki... Mümkün mü bu?!




  • Her birimiz o kadar çok korkuya sahibiz ki... Fobilere bakarsınız ne kadar değişik ve ne kadar çeşitli olduğunu görebiliriz. 
Benim de bir çok korkum var... Tüm korku filmleri ödümü patlatır hiç seyredemem, böceklerden de korkarım, hatta bazen insanlardan... Ama en büyük korkum böyle anlık bir korku değil... En ama en büyük korkum "unutulmak"... Ben göçüp giderken bu Dünya'ya "evet ben de burdaydım, ben de burda yaşadım" diyeceğim birşey bırakamayacağımı ve arkamdan "Emel'i tanırdık. Emel'i severdik" diyebilecek kimselerimin olmayacağını düşünmek en büyük acı bana...
 Ya sizin?...






  • Aşkı o kadar çok diliyoruz ki... "Doğru kişi", "gerçek aşk" vs. hep arayıp duruyoruz... 
Bir dizide baş kahraman da bizler gibi aşkı arıyordu. O an şu cümleler döküldü, ona akıl veren bilge adamın ağzından...
"Yüreğini aç, birisi senin için gelecektir. Ama önce yüreğini açmalısın..."
Gerçekten ne kadar da doğru bu. Aşkı arıyoruz, doğru insanı, bitmek bilmeyen heyecanı, tutkuyu arıyoruz...
Ama kaçımız gerçekten yüreğini korkusuzca, savunmasızca açıyor aşka yakalanmak için?
Kaçımız seçim yapmadan, mantık aramadan sadece aşkın akıntısına kapılıp, çırpınmadan bırakabiliyor kendini aşka?
Kaçımız aşka karşı tüm zırhını çıkarabiliyor, savunmasını düşürebiliyor?
Ya da kaçımız bunları henüz yapmasa da yapabilecek kadar cesur?...






  • Bazen öyle anlar yaşıyorum ki, sadece ama sadece gökyüzüne bakmak istiyorum. 
Nedendir bilinmez ama resim yaptığım zamanlar da yapmayı en sevdiğim şey, en iyi yapabildiğim şey gökyüzü yapmaktı.
Gökyüzünün ayrı bir çekiciliği var bende.
Sırlarımı, dileklerimi, umutlarımı hep gökyüzüne söylerim, en iyi arkadaşım, sırdaşım benim gökyüzü.
Uzaktakileri özlediğimde hep gökyüzüne bakarım, belki gözlerimdeki hüznü taşır bulutlar sevdiklerime diye...
Belki şans benden yana olur ve dileklerim yağmur olur yağar üstüme...
Belki hayal kırıklıklarım kapalı kasvetli bir havada bir anda güneş açması gibi birden yok olur...
Kim bilir...
Gökyüzüne bakmak...Gökyüzüne anlatmak...
Benim ilacım bu...






  • Ne yazık ki kalbim ancak yorulunca hızlı atıyor... 
Bunun olmasından daha acınası olan şey ise kalbini deli gibi attıracak o özel duyguya sahip olmadığını fark etmek...





  • Duygusal yaralar eninde sonunda hasta ederler insanı...






  • İnsanın kalbinin rahat olması ilişkide çok önemlidir. 
Aşkta " Onu sevdiğim için mutluyum, tüm alacağım bu. "diyebildiğimiz an gerçekten sevmiş oluruz. O zaman kalbimiz rahat olur çünkü verdiklerimizi almayı beklemeden sadece aşkı, sevgiyi hissetmiş oluruz.





  • Bazı anlar acınası bir halde oluyorum... 
Kalabalıklar arasında yapayanlız, ıssız... O an sadece şarkılar iyi edebilirmiş gibi geliyor beni...







  • Çölde, bir deve tüccarı her gece develerini bir ağaca bağlarmış, sabah da çözermiş. 
Ama develer gece bağlandıklarını hatırladıkları için kaçmaya çalışmazlarmış.
Bazı ilişkiler de aynen böyle. Bağlı olunduğuna dair anılar öyle gerçek ki, çözüldüğünü fark edemeyip bağlı olduğunu sanan çiftler sahip olabilecekleri özgürlüklerinden bihaber yaşamaya devam ediyorlar...








  • Güzel bir rüya görmenin en kötü yanı, uyandığınızda size kötü hissettirmesidir. Gerçekten her şeyin bir bedeli var...








  • Çoğu zaman sevdiğiniz kişinin sizi sevmesi mümkün olmuyor. Böyle bir şeyin olması mucize...







  • Hepimiz eninde sonunda öleceğiz… 
Sonunda ölüm olan bir hayatta neden çabalıyoruz ki…

Önemli olan neydi? Öleceğimizi bile bile ağlamalarımız, çabalarımız, uğraşlarımızın amacı neydi? Hepsi ama hepsi küçücük ufacık bir şey içindi. ŞU AN. Tüm emeklerimizin amacı şu an içindi. Çünkü şuan her şeyden değerli. 
Bir yolculuğa çıkıyoruz, 
Bu öyle bir yolculuk ki sonunda varacağımız yer değil yolculuğun kendisi önemli ve anlamlı, yolcuğun her anı anlamlı…

10 Mart 2015 Salı

Şu "An" Ruhum Serseri

Hayatın ardı ardına attığı tokatları yedikten sonra nasırlaşıyor ruhumuz... Sonra umursamazlık, isteksizlik, karamsarlık geliyor. Daha ne olabilir ki dedikçe birden yine tokat yiyoruz. Gittikçe nasırlaşıyor ruhumuz... Serseri oluyor duygularımız... Umarsızca, duymak istediklerini duyan, bilmek istediklerini bilen, mutlu bencilliklerimizle serserileşiyoruz...

Teoman yine yeni ve yeniden hislerime tercüman olmuş...

Tebrikler...

Özellikle nakarat harika...
Aynaya bakmam 
Kendimi bilmem
Hayat acıtınca
Dünyayı sevmem
Ne yazık ki tek tabanca
Serseri doğdum
Serseri ölcem


İşte şarkının tüm sözleri...

SERSERİ
Bunlar güzel günlerimiz
Daha beter olcak her şey
Dünya zaten yalan dolan
Kaderden kaçamaz insan
Vurulmuş kalbinin ortasından
Aynaya bakmam 
Kendimi bilmem
Hayat acıtınca
Dünyayı sevmem
Ne yazık ki tek tabanca
Serseri doğdum
Serseri ölcem

10.03.15 16:56